otpor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
otpor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2013 Salı

"OTPOR / CANVAS ve Gene Sharp" - Hüseyin Ekinci


Türkiye’de gündem OTPOR...

Herkes OTPOR’dan bahsediyor. Peki bu OTPOR nasıl bir örgüttür. Neler yapar? Kimlerle çalışır? Amacı nedir?

İşte tüm bu soruların cevabını okuyacaksınız bu yazıda...

Sıkılı yumruk amblemleriyle ün yapmış OTPOR-CANVAS örgütü dünyanın dört bir yanındaki kitleleri sosyal medya üzerinden örgütleyerek yönetimlerine karşı ayaklandırmasıyla tanınıyor.
Amaç hükümetleri devirmek. 
Bunun içinde bazı cep kitapları ve broşürlerden oluşan reçeteleri var...

İlham kaynakları Gandhi, Martin Luther King ve bir Amerikalı akademisyen, şiddet karşıtı direnişin gurusu Gene Sharp’tı. Çok basit bir yöntem kullandılar. Mobil telefonlar, sloganlar, sokak mizahı. Sırları ise daha da basit bir yöntemdi. Birliktelik, planlama ve şiddet karşıtı disiplin. Bu üçünü birlikte kullanarak başarılı oldular.

Kendilerine Sırpça direniş anlamına gelen Otpor adını veren bu efsanevi aktivistler  artık öğrenci değil. Aralarından bazıları (Srdja Popovic ve Slobodan Djinovic) CANVAS (Centre for Applied NonViolent Strategies) Şiddet Karşıtı Stratejiler Uygulama Merkezi’ni kurdular ve dünyanın dört bir yanındaki aktivistleri, diktatörleri nasıl devirecekleri konusunda eğitiyorlar.

Kendi internet sitelerinde yer alan haritaya göre 50’den fazla ülkede demokrasi yanlısı aktivistleri eğittikleri belirtiliyor. Bunların arasında Türkiye de bulunuyor... Gene Sharp’ın “Bir ihtilal başlatmak” isimli belgeseli hakkında bilgi veren internet sayfasında yer alan Devrim Ölçeği alt menüsündeki 2013 haritasında Türkiye işaretlenmiş vaziyette.



Bu arada Gene Sharp'ın yakınları “Bir Devrim Nasıl Başlatılır “adlı belgeselin linkini Taksim, İstanbul, gezi hashtagleriyle birlikte  Twitter’e göndererek daha fazla insanın bu belgeseli izlemesini sağlıyor.

NOBEL'E 3 KEZ ADAY GÖSTERİLMİŞ

OTPOR bu ayaklanmaları gerçekleştirirken  Massachusetts Dartmouth Üniversitesi Siyaset Bilimi dalının emekli profesörü 1928 doğumlu ve 2009, 2012 ve 2013’te 3 kez Nobel Barış Ödülüne aday gösterilen Gene Sharp’ın yazdığı “Diktatörlükten Demokrasiye” isimli kitabını esas alıyor.

OTPOR/CANVAS yayınlarında, Gene Sharp’ın yazdığı kitapta şiddet içermeyen 200’e yakın eylem tekniğine yer veriliyor. Bu teknikler arasında diktatörlere karşı toplum ayaklanmalarında yönetimin zayıf noktalarının belirlenmesi, hangi yöntemlerle direnişçilerin harekete geçirileceği, nerelerde hangi gerekçelerle bir araya gelinebileceği ya da hangi sembollerin kullanılacağı, hangi bankalardaki mevduatların çekileceğine varıncaya kadar bir çok konu yer alıyor...

Şu sıralar Türkçeye çevrilmekte olan kitapta yer alan 200 eylem tekniğinden bazıları şöyle....

Işık açıp kapama...Yere yazı yazma... Mizah dilinin kullanımı...Dua etme... Gazete ve dergilere ilan verme... Karikatürler... İmza kampanyaları... Sembolik sesler... Müzik ve konserler... Yürüyüşler... Grevler...Kitap okuma v.b...

Bu yöntemler 50’ye kadar yumuşak ve her eylemde kullanılabilecek türden ancak 50’den sonrası çok daha farklı...

Öğrenci boykotları... Evden çıkmama... Ortadan kaybolma... Ekonomik boykotlar..

Tüketici boykotları (bazı firmaların ürünlerini almamaya, kira ödememeye)

Uluslararası firmaların bazı ürünlerini kullanmama

Dükkanları kapatmaya zorlanma...

Uluslararası ticarete ambargo konmasını zorlama.

Çiftçiyi greve davet...

Cezaevlerinde ayaklanmaya davet...

Çalışmayı yavaşlamaya davet...

İstifaya davet.

Seçimleri boykota çağrı...

Memuriyet görevlerinden istifaya davet

Akademisyenleri istifaya davet

Güvenlik güçlerine desteğin engellenmesine davet

Sokak işaretleri ve tabelalarını kaldırmak

Halkı itaatkârsızlığa davet...

Sahte kimlik kullanmaya davet...

Yasalara uymamaya davet...

Diplomatik olayların geciktirilmesi ve iptalini sağlama

Uluslararası organizasyonlardan çekilme...

Uluslararası kuruluşlarda üyeliklerden çekilme

Uluslararası organizasyonlardan atılmayı sağlama...

Açlık grevleri... Oturma eylemi..

Şiddet içerikli olmayan taciz....

Şiddet içerikli olmayan işgal...

Kendini tutuklatma...

Havaalanı işgali... Yol kesme...
Durma...

Gerilla tiyatroları...

Alternatif sosyal kurumlar oluşturma... Alternatif iletişim sistemleri oluşturma...

Gizli ajanların kimliğini açığa çıkarma... İdari sistemi iş yükü ile boğma...

Teorisini Gene Sharp’ın yazdığı “Diktatörlükten Demokrasiye” isimli kitaba dayandıran OTPOR/CANVAS şiddet içerikli olmayan eylemlerin pratikte nasıl uygulanacağına dair hazırladıkları çeşitli cep kitapları ve broşürler bulunmakta.

Gündelik taktikler için stratejik yaklaşım adlı 186 sayfalık cep kitabında...

Dünyanın farklı ülkelerindeki deneyimlerinden elde ettikleri bilgiler bir araya getirilmiş ve örneklerle anlatılıyor...

İşte o örneklerden bazıları..:

-       Var olan iktidarı destekleyen güçlerden en zayıf olanının tespiti... (medya-iş hayatı-dini organizasyon-eğitim sistemi- memurlar-yargı-polis-asker)

-       Kim nerede ne zaman ne yapacak neden yapacak organizesi...(Yetenekler ve planlama)

-       Hedefli iletişim: Hedef kitle kimler, mesaj nedir ve her şeyden önemlisi bu mesajı dünya bilmeli ve bu mesajla ikilem yaratılmalı. Bu ikilemden nasıl yararlanılabilir üzerinde yoğunlaşmalı...

-       Büyük hedef seçimlere kadar eylemi sürdürmek...

-       Strateji; Genç kitleleri harekete geçirmek, geniş topluluklara, sivil toplum örgütleri ve muhalefetle bir araya gelerek bir sembolle iletişim kurarak sürekli aktif kalmak.

-       Düşük masraflı ama ses getirecek eylemler yapmak.

-       Sokak tiyatroları, öğrenci boykotları, rejimin propaganda amaçlı kullandığı medyayı boykot etme...

-       Bütün bunlar eylemler sırasında değil çok önceden planlanmalı.

-Medya sansürünün ne zaman dillendirileceği, hangi televizyon kanalının önünde protesto yapılacağı, kamera karşısında kimin ne zaman konuşacağı dahi planlanmalı...

Eyleme destek verecek sanatçıların, ünlülerin nasıl koordine edileceği ve kilit kişilerin telefonları, e-posta adresleri, taşımacılık şirketlerinin iletişim adresleri hep toplanmış ve hazırda tutulmalı.

-       Bir resim bin söze bedeldir fotoğrafları kullanın...

-       Grubun içine sızan muhbirlere dikkat edin.

-       Telefonlar mutlaka dinlenir Nasıl konuşacağınızı belirleyin...

-       Polis korkusunu yenebilmek için, polisi görmeyeceğiniz duymayacağınız teknikler geliştirin. Büyük pankartlar, bayraklar hazırlayın, müzik yapın, ses çıkarın. Mutlaka mizahı kullanın.

-       Göz yaşartıcı bombalara tutuklamalara ve polis şiddetine karşı şehrin ara sokaklarına dağıl yeniden toplan...

-       Kitlesel tutuklamaya yol açmayacak şekilde konserler düzenle. Böylelikle uluslararası medyanın ve toplumun dikkatini çekersin...

-       Şiddet ve sabotaj eylemleri demokratik toplumlarda bile güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanmalarına yol açar. Bu nedenle çok tehlikelidir. Şiddet gösterme...

-       Eylem yap, yeni taraftar kazan ve eğit...

-       İletişim için çekirdek gruplar belirle. Her görev için farklı küçük özel becerileri olan kişileri organize et.

-       Yeni katılımcıların eklenmesi için var olan katılımcılardan yeni katılımcı getirmesini sağla. Gelen kişilerin de yeteneklerini tespit et. O yeteneğe göre değerlendir.

-       Doğrudan şiddet göstermesen bile bir takım şeyleri binaları ve eşyaların tahrip edilmesi ve sabotajlar yönetimin hareketi bastırmasına yasal işlem yapmasına haklı dayanak oluşturur. Ayrıca bu olaylarda saldırganların yakalanması halinde şiddet görüntüleri ortaya çıkar ve beklenmedik yaralanmalar meydana gelir. Geniş kitleler seni desteklemekten vazgeçer. Dikkat Et! Çünkü mala zarar veren bir grupla bir arada anılmak istemezler. Şiddet içerikli olmayan davan ile şiddeti birbirine karıştırma. Hiçbir zaman şiddet içerikli bir mesaj yazma.

-       Dünya sembolik eylemlerle değişmez. (Işık yakma-söndürme, polise çiçek verme, kitap okuma, gürültü çıkarma) Çok etkili olabilirler bazen riskli de olabilirler. Ama bazı grupların arasında bazı şeylerin tartışılmasını sağlamak açısından önemlidir. Bu sembolik eylemler daha hedefli daha yıkıcı ve potansiyel olarak daha yüksek riskli eylemler için alt yapı oluşturabilir.

-       Güç ve kontrole itaatsizlik eylemleri yap. Bu çok büyük kitlelere ulaşırsa bu yöntemin çok büyük etkisi olabilir.

-       Sistemin işlemesini zorlaştıracak eylemler yap. Bunların riski çok yüksek olabilir. Bu hareketin otoritesine zarar verebilir. Yönetim sert cevap verebilir. Eğer harekete katılım az ise ancak çok iyi eğitimli eylemcilerin varsa işgal, yol kesme, oturma, itaatsizlik, tutuklanmaya teşvik gibi yüksek riskli direnişe kalkışabilirsin.

-       Hareketinin hedeflerine direnişlerinin yeteneği ve deneyim seviyesine ayrıca yönetimin vereceği cevabın baskı ve şiddet derecesi olasılığına göre bu şiddet içerikli olmayan eylemler arasından seçim yap.

-       Farklı kategorilerden ülkenin ya da bir bölgenin farklı yerlerinde bu farklı kategorilerdeki eylemler aynı anda ya da ardışık olarak başvurulabilir. Böylelikle sürekli ve giderek artan bir baskı oluşturulabilir.

-       Seçtiğin yönetimi uygulamak için kimleri kullanacağı belirle.

-       Hangi grup ya da grupların bu eylemi uygulayacak yeterli sayıda ve eğitimli üyesi var tespit et.

-       Risk alacak kişileri belirle.

-       Bu yöntemleri tesadüfi olarak seçme. En küçük eylem için dahi çok küçük protesto eylemi olsun isterse çok yüksek riskte bir isyan girişimi olsun hedefin açıkça belirlenmiş olmalı ve bu seçimi stratejik nedenini belirlemiş olmalısın. Örneğin hükümete destek olan bir kurumu hedef alıyorsan...

-       Bu kurumu yıpratmak için...

-       Bu kuruma hammadde temin eden maden ocaklarından tutunda bu kurumda çalışan işçiden finans sağlayan bankaya, kurumun ürettiği malı taşıyan şirketten bu malı satın alan tüketiciye kadar herkes hedef kitle olabilir. Hedefin senin hareketine en kolay cevap alabileceğin topluluğu içeren grup olmalıdır.

-       Küçük zaferler kazan ve bunu kutlamayı unutma...

-       Baskıyla karşılaşıldığında şiddet dışı hareket, şiddet dışı disiplinini muhafaza ettiği sürece baskı yapanların davranışını yasa dışı hale getirir.

-       Bu cümleden yola çıkan CANVAS metodu pek çok şiddet karşıtı eylemde yönetimin sivillere ve aktivistlere şiddet gösterdiğini bunun sonucunda saygınlığını ve giderek medyada ve diğer enformasyon kanallarında bu görüntülerin yayılması yüzünden desteğini kaybettiğini unutma...

-       Her platformda barışçıl mesajlar ver...

Kısacası gelişmiş ülkelerde zor, gelişmekte olan ülkelerde mümkün, az gelişmiş ülkelerde ise kesin bir reçete sunuyor Gene Sharp ve CANVAS örgütü.

Yukarıda Türkiye’yi bir kaç gündür meşgul eden örgütün stratejilerinden bir bölümünü yayınladım. Hangileri “GEZİ PARKI” eylemlerinde hayata geçti ya da geçmedi okuyucunun değerlendirmesine kalmış.

Ama hükümet eylemlerde uluslararası bir müdahalenin söz konusu olduğunu düşünüyorsa, bu eylemlerle Sırp örgütünün ve kollarının dayanışmasını ortaya çıkarmak zorunda. Eğer bu ilişki ispatlanırsa hükümeti devirme amacı taşımayan samimi eylemcilerin ayrışması sağlanabilir.

Son söz; gelişmeler gösteriyor ki, bu işten kazanan kimse olmayacak. Ama koskoca bir ülke çok şey kaybedecek...

15 Haziran 2013 16:30 Cumartesi

http://www.khaber.com.tr/yazar-yazisi/huseyin-ekinci/otporcanvas-ve-gene-sharp-2648.html

17 Haziran 2013 Pazartesi

"Sam Amca’nın parmağı var mı?" - Mehmet Ali Güller

05 Haziran 2013

Dünden beri pek çok okurdan ve sosyal medya takipçimden gelen “Bu eylemler CIA’nın marifetiymiş, doğru mu?” sorusunun kaynağının Banu Avar olduğunu üzülerek öğrendim.
Bu kadar ileri gitmiş olamaz diye umarak, Banu Avar’ın yazdıklarına baktım.
Evet, Avar açık bir şekilde gelişmelerin arkasında Occupy hareketinin ve OTPOR örgütünün olduğunu yazmıştı. Avar’a göre her ikisi de CIA imalatı örgütlerdi. Avar “turuncu Soros darbelerinin” yaşandığı ülkeleri görmüş biri olarak okurlarını uyarıyordu: “Batı basının ‘Çılgın Türkler’ diyerek neden gaz verdiğini düşünmenizi öneririm.”

HEM PARTİYE HEM DE ÖRGÜTSÜZ EYLEME KARŞI!

Anlaşılan Banu Avar’a bu yazdıklarından dolayı ciddi tepki gelmiş ki, Avar bu kez o tepkiler için de bir yanıt yazmış.
Örneğin “Erdoğan ABD'nin desteklediği adam, neden Batı tarafından devrilmek istensin?” sorusuna özetle şu yanıtı veriyor: “ABD, biriken gazdan kurtulmak için Erdoğan’ı deliğe süpürecek. Yerine Y-CHP ile BDP’den bir koalisyon kuracak. O sırada bölünme anayasası çıkacak. Federe Türk devletine yol alınacak.”
Yani ABD Tayyip Erdoğan üzerinden yapamadığını Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden yapabilecek!
Avar, “Peki evde mi oturalım! Sokağa çıkmayalım mı?” diyen okurlarına da yanıt veriyor ve şu “çözümü” gösteriyor: “Partiler üstü bir platform oluşturulsun. Örneğin herkes ‘Şehit Aileleri Dernekleri’ içinde örgütlensin. İl il, ilçe ilçe Şehit Aileleri Dernekleri etrafında birleşmiş örgütlü kitle ne yapacağını, nasıl yapacağını bilir!”

YENİ ŞAFAK DA BANU AVAR GİBİ DÜŞÜNÜYOR!

Önceleri Banu Avar’ın yaklaşımını kişisel özelliklerinin bir yansıması diye düşündüm hep. Örneğin “aydın mükemmeliyetçiliğinden” kaynaklanıyor olabilirdi bu sürekli beğenmeme hali…
Yüzbinlerin katıldığı bir eylemdeki beğenmediği bir afiş, on binlerin yaptığı bir eylemdeki hoşuna gitmeyen bir slogan, o eylemi Avar tarafından tu kaka ilan etmeye yeterli olurdu. Yani bir aydının “havuza düşmüş bir yaprak nedeniyle tüm havuzu kirli sanması” hastalığıyla karşı karşıyaydık…
Ama örneğin TGB’nin uluslararası örgütleri de davet ettiği 19 Mayıs eylemine, “pankarttaki “Viva 19 Mayıs” lafından dolayı destek vermekten çekilmesi, yetinmeyip alternatif bir 19 Mayıs düzenlemeye soyunması, ya da Diyarbakır TGB’nin Kürtçe “Türk-Kürt kardeştir” pankartından vahim anlamlar çıkarması, meselenin bir aydın hastalığı olmaktan daha ileri olduğunu gösteriyordu.
Her neyse…
AKP’nin bazı özel isimleri de başından beri Banu Avar gibi düşünüyor. Onlar da ısrarla “Türk ekonomisi çok iyi. Türkiye bölgesinde büyüyor. ABD bundan rahatsız olduğu için Türkiye’yi karıştırıyor.” diyorlar.
Avar acaba bu tezleri her gün yazan Yeni Şafak ve Star yazarlarını okuyor mu? Okuyorsa, “acaba neden benim gibi düşünüyorlar” diye hiç soruyor mu?

HATASIZ EYLEM, YAPILMAMIŞ EYLEMDİR

Banu Avar’dan farklı olarak bu eylemlere “örgütsüz, öndersiz, programsız” olduğu için dudak bükenler de var. Avar gibi “CIA parmağı” görmüyorlar ama “başarısız olacak” diyerek eylemden uzak duruyorlar. Yani yeniliriz diyerek maça çıkmıyorlar! Tabanlarının zorlamasıyla çıktıklarında da eylemin kenarında duruyorlar!
Oysa çok basit bir gerçek ortada duruyor: Katıl, eylemdeki yanlışlara karşı çık, eylemi doğruya sevk et, eyleme önderlik et, programını kitlelere benimset!
Unutulmamalı, doğru eylem çizgisinde aşırı hassasiyet, eylemsizliğe götürür. Zira en hatasız eylem, yapılmamış eylemdir.

ERDOĞAN’A CAN SİMİDİ ATMA!

Netice olarak şunları söylemeliyiz:
1. Bu eylemler, 11 yıllık AKP saltanatının insanlarda yarattığı birikmiş öfkenin patlamasıdır. Yaşam tarzına müdahale edilen, aşağılanan, hakarete uğrayan, her demokratik eylemine biber gazı sıkılan, sınavına kopya çetesi sokulan, üniversitesine polis dikilen, sevgilisinin elini tuttuğu için ‘ahlaksız’ ilan edilen, kendinden başarısız olanın kendisine baş tayin edilmesine kızan, değerlerine her gün küfredilen insanların başkaldırışıdır!
2. Kuşkusuz örgütsüz kitle hareketi olması nedeniyle başarısız olabilir. Ama şimdiden en önemli başarıyı kazanmıştır: Korku duvarını yıkmıştır!
3. İstihbarat servisleri halk hareketlerine sızar, yanlış eylemler yaparak eylemi geniş kitleler nezdinde itibarsızlaştırmaya çalışır. Bunun panzehri, örgütlü güçlerin de eylemlere ağırlığını koymasıdır.
4. ABD her şeye hâkim değildir! En son kanıtı da Irak’tır, Suriye’dir… Her olayda ABD’nin parmağını aramak, Washington’dan onaysız dünyanın dönmeyeceğini sanmak hem bir özgüvensizlik halidir hem de teslimiyete yol açar.
5. Emperyalizm önünü alamadığı eylemlerin yönünü değiştirmeye, yönünü değiştiremeyecekse de başına “kötünün iyisini ya da iyinin kötüsünü” geçirmeye gayret eder. Örneğin Mısır’daki gibi…
Ancak halk hareketleri böyledir; inişler çıkışlar olur, ilerlemeler geri çekilmeler olur… Düz bir çizgide sürekli ilerleyen ve pirüpak olan bir halk hareketi hayatta değil ancak laboratuvarda gerçekleşir!
6. Türk basınının bu eylemlere Erdoğan korkusuyla sessiz kalmasını sorgulamaktansa, Batı basınının neden ilgi gösterdiği üzerinden komplo teorileri üretmenin eyleme ve Türkiye’ye bir yararı yoktur.
7. ABD’deki güç kaybı, ekonomik sorunlar kuşkusuz devlet içinde bir bölünmeye ve tarafların çarpışmasına neden oluyor. Erdoğan’ın ve Fethullah Gülen’in pozisyonu, ABD’deki bu iç çarpışmadan bağımsız değildir.
Ancak Erdoğan hâlâ ABD’nin Türkiye’deki en önemli aktörüdür. Washington Erdoğan’dan vazgeçmiş değildir ancak hizadan çıkmaması için sürekli denetim altında tutmakta, zaman zaman da alternatifleriyle terbiye etmektedir.
Bu gerçeklikten atlayarak Erdoğan’ı zorlayan bu eylemleri CIA marifeti saymak ve gözden düşürmeye gayret etmek, Erdoğan’ın beklediği can simididir!
Banu Avar’ın buna hakkı yok!


http://www.ulusalkanal.com.tr/sam-amcanin-parmagi-var-mi-makale,1325.html

14 Haziran 2013 Cuma

"Gormemisin bir OTPOR'u olmus Gezi'ye goturmus" - @EmreUslu


EMRE USLU'DAN ŞOK BDP AKADEMİLERİ İDDİASI

Analiz - 09 Kasım 2011 12:57
"BDP Devrimci Savaş Stratejisi kapsamında önümüzdeki dönem Meclis’ten çekilecektir. Bu hesabı önceden yapılmış Kürt Baharı projesinin bir hamlesi."

Taraf'tan Emre Uslu, "BDP akademileri: AKP’yi halk ayaklanmasıyla devirme okulu" dedi.

Prof. Ersanlı “Türkiye’de halk nasıl ayaklandırılır” dersleri verdiği için tutuklandığına dikkat çeken Uslu, PKK’nın seçimlerden önce “devrimci halk savaşı başlatma” stratejisi çerçevesinde hazırlık yaptığı ve seçimlerden sonra da hükümetin barış görüşmelerine rağmen masayı devirip savaşı başlattığını hatırlattı.

BDP'nin önümüzdeki dönem Meclis’ten çekileceğini ifade eden Uslu, bunun Devrimci Savaş Stratejisi kapsamında gerçekleşeceğini iddia etti.

İşte Emre Uslu'nun çarpıcı analizi:

Haziran seçimlerinden önce bir televizyon programında beraber programa katıldığım Mahmut Alınak “Seçimlerden sonra öyle şeyler olacak ki AKP hükümeti altı ayda istifa etmek zorunda kalacak” demişti. Alınak o programda ısrarla sivil inisiyatiften söz etmiş ve şiddet içermeyen yönetimlerle AKP’nin altı ay içinde devrileceğini iddia etmişti. Seçimlere demokratik bir anayasa yapma vadiyle giren ve o dönemde PKK ile diyalog kuran bir hükümetin altı ay içinde devrilmek istenmesini bir türlü anlayamamış ve buna itiraz etmiştim.

Program sonrasında da uzun uzun bu meseleyi tartışmıştık. Bu konuda bir de yazı kaleme almış ve PKK’nın ortada hiçbir şey yokken başlattığı şiddet dalgasının seçimlerden önce planlanan bir süreç olduğunu anlatmıştım.

Bu hatırlatmayı KCK’ya yapılan son operasyonlardan sonra ortaya dökülen bilgilerle birlikte AKP’yi devirmeyi, bir Kürt Baharı getirme girişimini daha net gösterebilmek için yaptım.

Bana göre KCK operasyonlarında ortaya çıkan en kritik bilgi İçişleri Bakanı’nın verdiği bilgiydi. Bakan Şahin’e göre Prof. Ersanlı “Türkiye’de halk nasıl ayaklandırılır” dersleri verdiği için tutuklandı. Bu bilgi süreci okumak için çok kritik. Bu bilginin yanına PKK’nın seçimlerden önce “devrimci halk savaşı başlatma” stratejisi çerçevesinde hazırlık yaptığı ve seçimlerden sonra da hükümetin barış görüşmelerine rağmen masayı devirip savaşı başlattığı bilgisini ekleyin. Yani ortada PKK tarafından uygulamaya konulmuş bir halk isyanı stratejisi var bir de BDP Siyaset Akademisi’nde “Halk nasıl ayaklandırılır” konulu dersler veriliyor. Ortalıkta dolaşan iddialara göre Prof. Ersanlı bu konuda eğiticilere eğitim veriyormuş.

Bazıları halk isyanı eğitimle mi olur diye itiraz edecek. Şartlar oluşur ve halk da isyan eder itirazlarını duyar gibiyim. Zaten KCK operasyonlarından sonra BDP Siyaset Akademisi’nde verilen derslerin içeriğini bir kontekste oturtmadan sadece salt ders olarak görenler bu itirazı yükseltmeye başladılar bile.

Bu itirazlara benim cevabım net: Evet. Halk isyanı için eğitim ve eğitilmiş halk liderleri gereklidir. Bunu en son Tahrir Meydanı’nda milyonlarca insanı Tahir’e döken Mısır’lı muhalifler ve 6 Nisan hareketinden de biliyoruz.

Halk isyanı eğitimi örneği

Halk isyanı eğitimi aslında 2000 yılında Sırbistan’da Miloseviç’i deviren “OTPOR” (Direniş) hareketinden sonra kurumsallaşmış bir eğitimdir. Muhtemelen Batılı güçlerin de desteği ile OTPOR hareketinin lideri Srja Popovic, Miloseviç’i devirdikten sonra şiddet içermeyen halk hareketlerinin nasıl organize edileceğine ilişkin bir okul açtı. Canvas adı verilen bu okulda (http://www.canvasopedia.org/) öğretilen derslerden bazıları: Siyasal Güç, Sosyal Çatışmalar (Biçim, Neden ve Çözüm Modelleri), Stratejik Planlama, Siyasal Kampanya Yönetimi, Şiddet İçermeyen Mücadele Metotları ve Taktikleri. Yine burada öğretilen Protesto ve İkna derslerinde ele alınan konular şunlar: Yazılama, Sembol Kullanımı, Yürüyüş, Protesto, Koordineli Dönüş, Işıkların Kullanımı, Müzik Kullanımı, Yıpratıcı ve Yüksek Riskli Eylemler...

Okuldan eğitim alan muhalifler arasında Tahrir Meydanı’nı dolduran 6 Nisan Hareketi liderleri de var diğer muhalifler de. Örneğin Mısırlı muhalifler hem 2009’da hem de 2011’de iki farklı zamanda farklı gruplar olarak dersler almışlar. Ders alanlar arasında Kuzey Kore’den Belarus’a oradan Ukrayna’ya renkli devrimlerin yapıldığı hemen bütün ülkelerden protestocular var.

Bütün bunları bu devrimlerin arkasında CIA veya İngiltere veya başka devletler var demek için anlatmadım. Belki de vardır bilemiyorum. Anlatmaya çalıştığım şu: Şiddet içermeyen halk hareketleri bir networkun üzerinden yapılabiliyor ve çok disiplinli ve eğitimli bir ekibin bu networku çalıştırması gerekiyor. Zatan Popoviç de devrimin nasıl olacağını anlatırken, “Net bir vizyon, iyi bir planlama ve çok sağlam bir disiplin olması gerekir eğer bir kişi kontrol dışı bir taş atarsa hareket başarısız olur” diyor.

Bütün bu bilgiler ışığında BDP akademilerinde “Türkiye’de halk nasıl ayaklandırılır” konulu dersler verildiğini ve PKK’nın da “Devrimci Halk Ayaklanması Stratejisi”ni 2011 yılı itibariyle uygulamaya başladığını ve 2012’de de sonuç almayı hesapladığını bir kez daha düşünün. KCK networkunun da bu iş için yapılandırılmış olduğunu anlatmama gerek yok sanırım.

Temelsiz barış umudu pompalayıp, “Barzani’nin ve Talabani’nin ‘PKK’nın silahlarının susturulması’ yönünde rol alacağı, ardından Abdullah Öcalan’a dönük tecridin sona erdirileceği ve BDP’nin işlevsel biçimde rol üstleneceği, yeni bir sürece doğru yol almamız ihtimali” ne vurgu yapanları aynı gün yalanlarcasına Devrimci Halk Savaşı Stratejisi’nin savunucusu Duran Kalkan son hamlesini de yaptı ve BDP’nin Meclis’ten çekilmesi gerektiğini söyledi. BDP’nin Meclis’ten çekilmesi süreci Kalkan’ın öngördüğü Devrimci Savaş Stratejisi’nin bir adımı. BDP’nin buna hayır diyeceğini hiç sanmıyorum. BDP Devrimci Savaş Stratejisi kapsamında önümüzdeki dönem Meclis’ten çekilecektir. Kimse BDP için bahane üretmeye kalkmasın. Bu hesabı önceden yapılmış Kürt Baharı projesinin bir hamlesi. Sanırım Mahmut Alınak’ın o televizyon programında söylediği şeyler de bu sürecin habercisiydi..

Doğrusu iş sadece barışçı protesto olarak kalacak ve hatta barışçı protesto ile Kürtler bağımsızlık bile ilan edecekse bence hiçbir mahsuru yok. Ama PKK çevreleri bu işi silahın gölgesinde ve hatta kadın ve çocuk öldürerek kotarmak istiyor. İtirazım buna...


http://www.aktifhaber.com/emre-usludan-sok-bdp-akademileri-iddiasi-517128h.htm

Alman Deutsche Welle (DW) televizyonu: "Gezi eylemcilerinin akıl hocası Sırplar mı?"

Alman Deutsche Welle (DW) televizyon kanalının Arap Baharı’nın sosyal medya ayağını araştırdığı programı bugünlerde yeniden gündemde. İlk olarak Sırbistan diktatörü Slobodan Miloseviç’nin devrilmesi için bu ülkede organize olan ve adına “Otpor/direniş”denen sosyal medya organizasyonu daha sonra Arap baharında büyük etki göstermişti.

Ay başında Taksim’de başlayan Gezi Parkı olaylarında sosyal medyanın bir anda hareketlenmesi ve göstercilerin sosyal medya üzerinden organize olup sokaklara dökülmesi bu hareketi akla getirdi.

Twitter ve Facebook’ta açılan sahte hesaplar ve buradan başlatılan dezenformasyon ve şiddet çağrıları da ayrıca dikkat çeken unsurlardı.

ARAP BAHARI VE SIRP HAREKETİ

Tunus’ta başlayıp Mısır’da zirveye oluşan Arap Baharı’nda sokaklar sosyal medya (facebook ve twitter) üzerinden organize olan gençlerle dolmuştu.

İnternette organize olan Arap gençleri Otpor’la işbirliği içinde; insanları sokağa çekmiş ve devrimi gerçekleştirmişlerdi.

Mısır’da 6 Nisan Gençlik Hareketi olarak ortaya çıkan Mısırlı gençlerin internette ne kadar aktif oldukları ve gösteri ve isyanı organize ettikleri de sık sık uluslararası medya kuruluşlarına yansımıştı.

TÜRKİYE’DEKİ OLAYLARDA AKLA OTPOR GELDİ

Türkiye’deki Taksim olaylarının ilk günlerinde sosyal medyada yaşanan hareketlilik akla bu organizasyon geldi.

Almanya’nın uluslararası yayın kuruluşu Deutsche Welle, hazırladığı programda Hüsnü Mübarek’in devrilmesinden sonra Şubat 2011′de söz konusu gelişmeleri mercek altına alıyor.

Programına Mısır devrimiyle başlanan Deutsche Welle, burada Otpor’un izini sürüyor.

Mısır’da Hüsnü Mübarek’i deviren göstericilerin taşıdığı bayraklarda siyah zemin üzerinde sıkılmış bir yumruk göze çarpıyor.

Söz konusu sembol Sırp internet aktivistleri Otpor üyelerinin sembolüydü ve bu sembolü taşıyanlar da onlarla işbirliği içindeydi.

MISIR’DA 6 NİSAN HAREKETİ VE OTPOR İŞBİRLİĞİ

Programda 6 Nisan Gençlik Hareketi’nin internet ağını ve üyelerinin nasıl haberleştiğini masaya yatırılıyor.

DW, bu harekete akıl babalığı yapan Sırp Demokrasi Aktivistleri Otpor’un liderini Sırbistan’da buluyor.

5 Ekim 2000′de Slobodan Miloseviç’i deviren Otpor’un en önemli silahı kara mizah. Programda Miloseviç’in nasıl devrildiği ve hangi örneklerle kendisiyle dalga geçildiği anlatılıyor.

Alman televizyon kanalına konuşan Otpor’un kurucularından İvan Maroviç, Mısırlı gençlerle Facebook ve Twitter üzerinden nasıl iş birliği yaptıklarını ve onları nasıl organize ettiklerini anlatıyor.

DW’ye konuşan Otpor aktivisti Maroviç, bir rejimi yıkmak için ilk etapta kara mizah, ardından da sokaklarda gösteri yapmanın gerekli olduğunu belirtiyor.

“Rejimin komik yanlarını gösterirsiniz ve sonrasında onun meşruiyetini kaybettiğini söylersiniz. Sonrasında da neler yapılması gerektiği konusunda çalışmaya başlarsınız.”diyen Otpor aktivisti daha sonra nasıl uluslararası bir dijital devrim ihraç malzemesine dönüştüğünü aktarıyor.

UKRAYNA VE GÜRCİSTAN DEVRİMLERİ

Maroviç, Otpor’un daha sonra CANVAS (Uygulamalı Şiddet İçermeyen Eylem ve Stratejiler Merkezi) şekline dönüştüğünü ve dünyanın diğer bölgelerindeki benzerleriyle internet üzerinden irtibat kurduklarını ve onlara akıl hocalığı yaptıklarını belirtiyor.

Ukrayna’da yapılan ‘turuncu devrim’ ve Gürcistan’daki ‘gül devrimi’nde Otpor’un nasıl etkili olduğu da programda anlatılıyor.

PARA SOROS’TAN GELİYOR

Otpor’un lideri Ivan Maroviç’in aktardıklarına göre, mali kaynak Amerikalı işadamı George Soros’un Açık Toplum Enstitüsü Yardım Vakfı’ndan (OSIAF) gelmiş.

DW’nin aynı programına konuşan Sırp gazeteci Jaksa Scekic ise Otpor’un bu eylemlerini şirket haline getirdiğine ve bu işten para kazandığına dikkat çekiyor.

“İlk başlarda sivil toplum hareketi olarak başladılar. Şimdilerde büyük paralar kazanıyorlar. Hizmet sunuyorlar.” şeklindeki ifadelere yer veriyor.

DÜNYA GENELİNDEN AKTİVİSTERLE TOPLANTI

Sırbistan’ta Otpor’un bir toplantısını ekrana getiren Alman televizyon kanalı, dünya genelinden gelen aktivistlerin fikir alışverişi yaptıklarını aktarıyor.

Gürcüstan devriminin öncelerinden Aleksander Maric, Otpor’un dünyadaki diğer demokrasi hareketlerine örnek olacağını ve misyonunun devam edeceğini belirtiyor.

Deutsche Welle televizyonu programı, “Otpor, dünyadaki pek çok demokrasi hareketine örnek oluyor.” cümlesiyle bitiriyor.


http://www.bugun.com.tr/son-dakika/gezi-eylemcilerinin-akil-hocasi--haberi/662747