çin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2013 Perşembe

'Çin'i seçtik çünkü...'


ABD ve NATO’nun tepkisine Bakan Yılmaz VATAN aracılığıyla yanıt verdi: “Biz ortak üretim ve teknoloji transferi istiyoruz. Diğer ülkeler bunu bize sağlıyor mu? Sağlamıyorsa biz de sağlayandan alacağız”

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Türkiye’nin uzun menzilli bölge hava ve füze savunma sistemi ihalesini Çin Halk Cumhuriyeti’nden CPMIEC firmasına vermesinin ardından ABD ve NATO’dan gelen tepkileri yanıt verdi.

En ucuz teklif

Bakan Yılmaz, ihaleyle ilgili ilk açıklamasını yaptı. Meclis’te konuyla ilgili VATAN’ın sorusunu yanıtlayan Bakan Yılmaz, “Biz ortak üretim ve teknoloji transferi istiyoruz. Diğer ülkeler bunu bize sağlıyor mu? Sağlamıyorsa biz de sağlayandan alacağız” dedi. Yılmaz, Çinli firmanın üreteceği sistemin NATO havunma sistemiyle uyumlu olmayacağı yönündeki iddialara ise “Bu konuda hiçbir sorun yok” karşılığını verdi. Yılmaz, Çinli firmanın ihalede en ucuz telifi verdiğini sözlerine ekledi.

NATO ve ABD’nin tepkisi

Başbakan Erdoğan başkanlığında geçen hafta toplanan Savunma Sanayii İcra Komitesi, Rusya, ABD, Çin ve Fransa-İtalya ortaklığının yoğun kulis faaliyetlerine giriştiği, merakla beklenen 4 milyar dolarlık uzun menzilli füze projesi ihalesini Çin’e vermişti. İhale kapsamında füze ve sistemlerinin, Çinli CPMIEC kuruluşu ile Türkiye’de ortak üretilmesi amacıyla sözleşme görüşmelerine başlanmasına karar verildi. Bu kararın alınmasının ardından ise ABD ve NATO’dan Türkiye’ye tepki gelmişti. CPMIEC, “nükleer silahların yaygınlaştırılması anlaşmalarını” ihlal ettiği gerekçesiyle Şubat 2013’ten itibaren ABD’nin yaptırım uygulanan şirketler listesinde bulunuyor. Bu nedenle ihalenin Çinli firmaya verilmesi ABD’nin tepkisine neden oldu. NATO ise yapılması hedeflenen ortak hava savunma sisteminin ittifakın sistemiyle uyumlu olmadığı gerekçesiyle Türkiye’ye tepki gösterdi.

Görüşmeler sürecek

ABD Büyükelçisi Ricciardone de, “Umarım NATO’ya uyumlu bir füze savunma sistemi seçersiniz” yorumunda bulunurken, NATO’daki yetkililer Ankara’ya, Türkiye’nin Çin’le yapmayı hedeflediği ortak hava savunma sisteminin teknik açıdan ittifakın hava savunma sistemiyle uyum teşkil etmesinin mümkün olmadığını dile getirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü ise “Türk Hükümeti’nin ABD’nin yaptırım uyguladığı bir şirketle, NATO sisteminde ya da kolektif savunma kapasitesi içinde kullanılamayacak bir füze savunma sistemi için görüşmeler sürdürmesiyle ilgili ciddi endişelerimizi ilettik. Bu konudaki görüşmelerimiz sürecek” dedi.

Radara yakalanmıyor

Savunma çevrelerinde, NATO üyesi Türkiye’nin Amerikan Raytheon Co şirketinin ürettiği Patriot füzelerini ya da Fransız-İtalyan ortak yapımı Eurosam SAMP/T sistemini tercih etmesini bekliyordu. İhalede Rusya da yarışıyordu. Ancak Çinli firmanın 4 milyar dolara mal olması beklenen sistem için 3 milyar doların altında teklif vermesi ve Türkiye ile ortak yapım teklif etmesinin ardından ihale için CPMIEC’in ürettiği FD-2000 sistemi tercih edildi. Çin Halk Cumhuriyeti’nin CPMIEC firması tarafından üretilen FD-2000 füze savunma sistemi 20 bin metre irtifa ve 100 kilometre menzile sahip. Radara yakalanmama özelliği bulunan füzeleri dahi tespit edebilen sistem, ikili ve altılı bataryalar halinde konuşlandırılıyor.


http://haber.gazetevatan.com/Haber/573276/1/Gundem

Füze lobisi

Türkiye'nin savunma füzesi ihalesini teknoloji transferi yapmayı kabul eden Çinli şirkete vermesi ABD'yi rahatsız ederken, Gezi olaylarına destek veren uluslararası haber ajansları yaptırım kampanyası başlattı.


Geçen hafta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Savunma Sanayii İcra Komitesinin, uzun menzilli füze ihalesinde Çinli firmayı seçmesi üzerine ABD füze lobisi harekete geçti. Çinli CPMIEC şirketinin kazanmasında 4 milyar dolar yerine 3,5 milyar dolarlık teklifi etkili oldu. Ayrıca, şirketin teknoloji transferi ve yüzde 30 yerli katkıyı da kabul etmesi de belirleyiciydi. Savunma ve Havacılık Sanayii bu yılın ilk 6 ayındaki ihracatının geçen yıla göre yüzde 9 artışla 781 milyon doları aşması düşünüldüğünde bu karar aynı zamanda yerli sanayinin gelişmesini de amaçlıyor.

SİYASİ ANALİZLER

İhaleyi alamayan ABD'li şirket yetkililerinin uyarıları ise yabancı basında yer aldı. İhale sonucunda alınan karara, ABD ve yabancı basından yaptırım kokan haberler yapılmaya devam ediyor. Uzun yıllar boyunca hava savunma sistemlerinde ABD'ye bağımlı olmasına rağmen herhangi bir teknoloji transferi yapılmayan Türkiye bu kararı ile 'Savunma sanayii yatırımlarında artık ben de varım' mesajı veriyor. Washington yönetiminin ambargo uyguladığı Çinli şirketin ihaleyi kazanması üzerine özellikle Batı medyası konunun siyasi yönlerini ön plana çıkardı.

TELAŞ MI VAR?

Türk Hava Kuvvetleri'nin envanterindeki füze sistemlerinin neredeyse tümünün tedarikçisi Raytheon Sözcüsü Michael Doble, 'NATO uzun zamandır Patriot sistemini destekliyor ve beş NATO üyesi ülkede bu sistemi konuşlandırdı. Bu güçlü performans düşünüldüğünde bu karar hakkında daha fazla şey öğrenme fırsatına sahip olmayı umuyoruz' demişti.

BBC: Politik sonuçlar da olabilir

BBC, ihale sonucunu ABD'nin yaptırım uyguladığı bir şirketin kazanması üzerinden değerlendirirken, ABD Dışişleri Bakanlığından ismini gizleyen bir yetkilinin görüşlerine yer verdi. Haberde 'Bu tercihin siyasi sonuçları olacaktır' diyen ABD'li yetkili, 'Türk yetkililer bu sistemi NATO'nun kurulu gücüne entegre edemezler' yorumu da yer aldı. BBC, hükümetin aldığı kararı ise 'Tartışılması gereken bir karar' olarak değerlendirirken Washington yönetiminin rahatsızlığı ve Türkiye'nin NATO üyeliği üzerinden süreci değerlendirildi.

Reuters: İlişkiler hatırlatıldı

Reuters haber ajansı ise ABD'nin tepkisine dikkat çekerek, Türkiye ile stratejik ortaklıklarını gözden geçirme noktasına geldiğini yazdı. Haberde Soğuk Savaş'tan bu yana Türk ordusu için ABD'nin önemi hatırlatılırken 'Ankara ve Washington arasındaki ekonomik, siyasi ve askeri işbirliği hala önemli olmasına rağmen, artık daha az merkezi bir rol oynuyor. Bu durum, tedarik politikalarında da kendini gösteriyor olabilir' bilgisine yer verildi. Al Arabiya ise füze ihalesini, NATO'nun Patriot füze sistemleri üzerinden değerlendirdi. İlgili haberde, Çinli şirketin ihaleyi kazanması sonrasında, ABD'nin bir dizi yaptırımlar ya da yeni savunma sistemi alımlarında kongreden onay çıkmayacağı şeklinde tahlile yer verildi.

http://yenisafak.com.tr/ekonomi-haber/fuze-lobisi-02.10.2013-570150

1 Ekim 2013 Salı

NATO 'kaygıyla' izliyor

Türkiye'nin füze savunma iithalatı için Çin'i seçmesi NATO'yu rahatsız etti. ABD'nin yaptırım uyguladığı şirketin satacağı sistemin detayları infografikte...



http://www.dunya.com/nato-kaygiyla-izliyor-203862h.htm

18 Ağustos 2013 Pazar

Hindistan ve Çin: Dost mu Düşman mı?

18 Ağustos 2013


Hindistan hükümeti, ülke tarihindeki ilk dağda savaşabilen ve 40.000 askerden oluşan vurucu bir birlik kurulmasına izin verdi. Bunun ardından Çin sınırındaki silahlı kuvvetlerini artırmaya hazırlandı.
Kabine Güvenlik Komitesi iki yıldır beklemede olan teklifi bu hafta onaylamıştı. Buradaki amaç, Hindistan’ın doğuda dağlık Çin sınırındaki gelişmelere müdahale edebilecek hava gücü de olan hızlı bir birlik oluşturması. Sadece savunma değil saldırı özelliği de olacak bu birlikler Hindistan’ın sınırlarının dışında da faaliyet gösterecek şekilde donatılacaklar. Bu, uzun zamandır verilmesi gereken bir karar olarak görülüyor. Çin’in saldırganlaştığı ve ekonomik bir süper güç olarak ortaya çıkmaya karar verdiği bu zamanda Hindistan’ın kendi güvenlik hazırlıklarını artırması ve tartışmalı sınır bölgeleriyle ilgilenmesi önemli. Bu dağ birliklerinin kurulmasının kolay ya da hızlı olması beklenmiyor. Başlangıçta 620 milyar rupi kadar bir gider oluşturması ve yedi yıl içerisinde tamamlanması bekleniyor. Hindistan Maliye Bakanlığı, merkezi Batı Bengal’de olacak, fakat Çin ile sınırları olan Arunachal Pradesh gibi doğu eyaletlerinde de üsleri olacak bu birliğin bütçesini haziran ayında onayladı.
Hindistan ve Çin daha iyi ticaret ilişkileri içinde olsalar da diplomatik ilişkileri o kadar iyi gitmiyor. İki rakip ülkenin ilişkisinde bazı hassas konular var. Bunlar da tam çizilmemiş fakat 4.000 kilometre uzunluğundaki sınırlardan kaynaklanıyor. Çoğunlukla De Facto Sınır olarak adlandırılan Gerçek Kontrol Hattı boyunca iki ülke arasında sıklıkla çatışmalar çıkıyor. Çin, kendi savunmasını karmaşık bir yollar ağıyla güçlendirmiş gibi gözüküyor. Pekin-Hindistan sınırında beş hava üssü, geniş bir demiryolu ağı ve 58.000 kilometre uzunluğunda yollar inşa etti. Hindistan bu konuda tüm niyetlerine rağmen geri kalmış görünüyor.
1,3 milyon askeriyle dünyanın en büyük ordularından birine sahip olan Hindistan, son birkaç sene içerisinde kendi altyapısını inşa etmekteydi. Bu çalışmalara özel dağ birlikleri kurmak, sınırda yollar ve küçük uçak pistleri inşa etmek de dâhildi. Bu çalışmalar sınırdaki dinamikleri değiştirdi. Hindistan’ın bu yöndeki kararları sınırdaki gerilimleri artırdı. Son Hindistan hamlesi de iki ülke arasında barışçıl olarak sonlanan fakat Hindistan’da endişeleri artıran üç haftalık bir sınır geriliminin arkasından geldi. İlk kriz bu sene nisan ayında Hindistan Çin askerlerini resmi olmayan sınır olan Gerçek Kontrol Hattı geçmekle ve Hindistan kontrolündeki Depsang Vadisi’nden 19 kilometre içeride çadır kurmakla suçladığında başladı. Çadırlar Çin ordusu tarafından üç hafta sonra kaldırıldı. Bu krizi yine sınırda Çinli bir birliğin Hindistan ordusunun gözlem için koyduğu kameraları kaldırması takip etti. Depsang Vadisi olayları bir süredir arka planda kalmış sınır konusu tekrar gündeme getirmiş oldu. Asya’nın iki en hızlı gelişen ekonomisinin birbirleriyle sınırdaki altyapılarını geliştirme konusunda yarıştıkları açık. Yeni duyurulan elit saldırı birliğinin iki ayrı gruba bölüneceği, bunlardan birinin de hava gücü olacağı bekleniyor. Bu güç Gerçek Kontrol Hattı’ndaki birlikleri destekleyecek. Amaç mevcut birlikleri güçlendirmek. Birliğin iki piyade, bir hava savunma, iki topçu tugayları, ayrıca birer mühendislik ve havacılık tugayı olacağı biliniyor. Topçu tugaylar çok hafif havan topu kullanacaktır. Havacılar, saldırı helikopterleri ve Boeing’in ağır yük taşıyabilen “Chinook” helikopterlerini kullanabilir. Bu birliği oluşturmak için Hindistan ordusunun yüksek rakım operasyonları için askerler istihdam edip eğitmesi gerekecektir. Hintli savunma analistleri çok daha büyük bir ordusu ve donanımı olan Çin’e karşı böyle bir birliğin bile yetmeyeceğini düşünüyorlar. Gerçek şu ki bu tür sınırdan içeri girmeler tek taraflı değildir. Tartışmalı bölgelerdeki iddiasını sürdürebilmek için Hintli sınır devriyeleri de Çinlilerin kontrol ettiği bölgelere zaman zaman girecektir. Dolayısıyla iki devasa komşu arasında bir çatışma ihtimali, bu uzun zamandır süren konu tamamıyla çözülmedikçe devam edecektir. Hindistan, sınır sorunlarının diplomatik kanallarla çözülebileceğine inansa da, aynı zamanda savunma hazırlıklarını güçlendirme stratejisini de koruyor. Çin, Hindistan’a karşı harekete geçmeye karar verirse Hindistan, başkalarından yardım istemek durumunda kalmak istemiyor.

*Prof., Yeni Delhi’deki Jamia Millia Islamia başkanı