aygaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aygaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2013 Cuma

TÜPRAŞ olayı... Demokrasi için dik durma, ses verme zamanıdır! - Hasan Cemal

Erdoğan, anlaşılan o ki, polis gazından kaçanlara Divan Oteli'nin kapılarını kapatmayan Koç Grubu’nun canını acıtmak istiyor. Koç’un üzerinden büyük iş dünyasına da gözdağı veriyor. Erdoğan'ın, seçimler öncesinde, medya gibi büyük iş alemini de kuşatma peşinde olduğu anlaşılıyor.

İş dünyasının, Türkiye’nin sorunlarına demokrasi penceresinden bakmaktan başka çaresi yoktur. Bunu neden mi vurguluyorum? İş dünyası, iktidar rüzgârı sert estiğinde eğilir. Oysa bu rüzgârlar demokrasinin kolunu kanadını da kırar, ekonomik istikrarı da etkiler. Şimdi bu süreç işliyor.

TÜPRAŞ, Türkiye’nin en büyüğü. Aygaz ve Opet’le birlikte üçü de Koç Grubu’nun.
Çarşamba sabahı erken saatlerde Maliye Bakanlığı ve polis ekipleri, Koç Grubu’nun bu büyük üçlüsünde inceleme başlattılar.
Bununla birlikte baskın mı değil mi, rutin mi değil mi tartışmaları uç verdi.
Resmi açıklamalara bakılırsa, yapılan rutin bir inceleme, baskın söz konusu değil.
Öyle mi?
Ben şöyle düşünüyorum:
Eğer gerçekten her zamanki rutin incelemelerden biri olsa, kimsenin ruhu bile duymazdı.
Oysa Çarşamba sabahı her şey öylesine bir ‘şov’la başladı ki TÜPRAŞ’ta, rutin vurgulu resmi açıklamaların herhangi bir inandırıcılığı kalmadı.
Sabah vakti erken...
Maliye ekipleri...
Polisler...
Medyaya haberin verilişi...
Sonra internette şok baskın diye bir anda yayılan o reyting müptelası haberler... 
Arkasından da, TÜPRAŞ ve Koç Grubu hisseleriyle ilgili olarak borsada gözlenen düşüşler...
Kısacası:
Bu zincirin halkaları, yaşananların rutin değil, rutin dışı olduğu konusunda herhangi bir soru işareti bırakmıyor.

Erdoğan neden Koç Grubu'nun canını acıtmak istiyor  

Peki, neden bütün bunlar?..
Akla hemen Gezi Parkı-Divan Oteli bağlantısı ileseçim kampanyasıtakılıyor.
Her ikisi de Tayyip Erdoğan’la ilgili.
Başbakan Erdoğan, anlaşılan o ki, polis gazından kaçanlara Divan Oteli'nin kapılarını kapatmayan Koç Grubu’nun canını Gezi'den dolayı acıtmak istiyor.
Aynı zamanda Koç’un üzerinden büyük iş dünyasına, belki de, kendi deyişiyle ‘krema’ya gözdağı veriyor, onlara da sesleniyor:
“Ayağınızı denk alın!”
Bir hedefinden daha söz etmek mümkün Tayyip Erdoğan’ın:
Seçim kampanyası.
Seçmen kitlesine dönüp demek istiyor ki:
“Bakın ben, imtiyazlılara da, kremaya da dokunuyorum. Benim Allah’tan başka kimseden korkum yok.”
Aslında Tayyip Erdoğan korkuyor!
Bundan dolayı da, ne yazık ki, demokrasiden adım adım uzaklaşıyor.
Nilüfer Göle’nin deyişiyle:
Korku demokrasiyi yiyor!

Korkularla örülen güvensizlik çemberi 

Korkuyor Erdoğan!
Faiz lobisi diyor korkuyor; iç ve dış mihraklar diyor korkuyor; uluslararası komplo diyor korkuyor;beni kimse yiyemezdiyor korkuyor.
Bu korkularla Erdoğan kendi etrafında büyük ya da derin bir güvensizlik çemberi oluşturuyor. Böylece etrafı tenhalaşıyor.
Kim bilir belki de, Erdoğan’ın bu ‘iç dünyası’dır, 10 yılın sonunda iyice kendini belli eden ‘tek adamlık’tır, onu demokrasiden adım adım uzaklaştırmaya başlayan...

Erdoğan'ın piyasa dışı yaklaşımları 

Çok iyi hatırlıyorum.
Başbakan Erdoğan 2008 yılında da  Doğan Grubu’na karşı düğmeye basmıştı, vergi operasyonları ile...
Şimdi de Koç Grubu’na karşı mı?..
Şu rahatça söylenebilir:
Erdoğan’ın özellikle Gezi Parkı sonrası içe ve dışa karşı üstüste yapmaya başladığı çıkışlar,piyasa dışı yaklaşımların ürünüdür.
Sermaye hareketleri pazar ekonomisinde serbesttir. Alan alır, satan satar! Bu işleyişe müdahale başlarsa devlet tarafından, işin rengi değişir.
Para kaçmaya başlar dışarı. İç ve dış yatırımcılar kulaklarının üstüne yatar. İktidar eğerpiyasaya müdahale konusunda kantarın topuzunu kaçırırsa, piyasanın işleyişindetürbülanslar yaşanır.
Başbakan Erdoğan, Gezi sonrası ekonomik istikrar açısından son derece olumsuz olan bu gelişmelerin kapısını araladı. Bu açıdan TÜPRAŞ operasyonu zincirin yeni bir halkasıdır.

Medyadan sonra iş alemine kuşatma isteği 

Şu da rahatça söylenebilir:
Başbakan Erdoğan, anlaşılan, medya gibi büyük iş alemini de kuşatmanın peşinde.
Nasıl medyayı kuşatmak aslında demokrasiyi kuşatmaksa, büyük iş dünyasına korku salarakpiyasaya müdahale de farklı değildir.
Soru ister istemez akla takılıyor:
Piyasa işleyişine sıkı devlet müdahalesi, örneğin demokrasiden yoksun Çin’de var. Putin’in Rusyası’yla birlikte Şanghay Örgütü’nün temel direği Çin’e mi benzeyeceğiz? Yoksa piyasanın, sermaye hareketlerinin serbest olduğu Avrupa Birliği’nin ipine mi sarılacağız?
Bu soru hepimiz için, ama en başta demokrasi ve hukuk devleti diyenler için yaşamsal bir soru.

İş dünyasının boyun eğdiği rüzgârlar demokrasiyi zedeledi

Türkiye’nin daha hızlı büyümesi ve kalkınması için, aş ve iş sorunlarını çözüp yaşam kalitesini iyileştirmesi için iki hedefe kilitlenmesi şart:
Barış ve demokrasi!
Bu ikisi de, birinci sınıf demokrasiyle hukuk devletinden geçiyor. Bu ikisi olmadan istikrarolmaz, istikrar olmayınca da gün gelir ekonomiyle birlikte Türkiye de tıkanır.
İş dünyasının Türkiye’nin sorunlarına birinci sınıf demokrasi ve hukuk devleti penceresinden bakmaktan başka çaresi yoktur.
Bu noktayı neden mi vurguluyorum?
İş dünyası, iktidar rüzgârları sert estiğinde eğilir, fırtına geçinceye kadar...
Genel eğilimi budur.
Oysa, bu rüzgârlar demokrasinin kolunu kanadını da kırar, hukuk devleti çıtasını da düşürür, ekonomik istikrarı da olumsuz etkiler.
Şimdi bu süreç işliyor.
Uzun lafın kısası:
Demokrasi konusunda dik durma zamanıdır, ses verme zamanıdır!

Haber twitleyen gazetecinin işine son! 

Tuluhan Tekelioğlu, meslektaşım.
Son altı yıldır Sabah gazetesinde röportajlar yapıyordu.
İşine son verildi.
Özellikle Gezi Parkı sırasında attığı tweet’lerle başı belaya girdi ve gazetesinden kovuldu.
Dün bana şu mesajı gönderdi:
“Geçen hafta işime son verildi. Nedeni açıklanmadı. Twitter’daki bir haberi rt’lediğim için bu başıma geldi sanıyorum. Fas Kralı’nın Başbakan Erdoğan’ı neden kabul etmediğine dair AFP kaynaklı bir haberi rt’lediğim için gazete yönetiminden bir bakana kadar tepki çekmiştim.
İşimden oldum.
Eleştiri sanki bir ihanet!
Böyle bir dönemden geçiyoruz. 28 Şubat öncesi ve sonrası başörtülü arkadaşlarımın haklı taleplerini savunduğum için de o zamanlar çok tepki toplamıştım.
Demek, o günden beri hiçbir şey değişmemiş... ‘Bana hak gör, sana hak yok!’ olmaz ki. Biz-siz ayrımına inanmıyorum. Ne ben ötekiyim, ne de sen... Benim için Allah sevgisinin ispatı, insanları olduğu gibi sevmektir.”

Koç’taki inceleme yatırımcıyı tedirgin etti


Koç grubu iştiraklerinden Tüpraş, Aygaz, Opet ile Shell&Turcas’ta başlayan marker denetimi ve vergi incelemesi taraflarca rutin bir gelişme olarak değerlendirilse de yatırımcılarda soru işaretleri oluşturdu.

Vergi incelemesi haberlerinin ardından önceki gün ikinci seansta Tüpraş hisseleri yüzde 2,07 düşüşle 42,6 liradan kapanırken; Koç Holding hisseleri yüzde 3,93 kayıpla 9,30 liradan günü tamamladı. Dün grup hisselerindeki satışlar yaygınlaşırken, Tüpraş günü yüzde 3,05, Aygaz yüzde 2,63, Koç Holding 3,87 düşüşle kapattı. Grup şirketlerinden Arçelik yüzde 3,75, Tofaş yüzde 4,64, Tat Konserve yüzde 2,38, Otokar yüzde 1,49, Ford Otosan yüzde 2,12 değer kaybetti. Yapı Kredi Bankası hisseleri yüzde 0,71 arttı. Borsa İstanbul ise günü yüzde 0,22 kayıpla 73.849 puandan bitirdi. Salı gününe göre Tüpraş’ın piyasa değeri 551 milyon lira, Koç Holding’in ise 1 milyar 622 milyon lira eridi.

    Borsa Yatırımcıları Derneği Başkanı Ali Bahçuvan, “Yabancı yatırımcı için incelemelerin siyasi bir denetim mi, rutin bir denetim mi olup olmadığı konusu soru işaretleri oluşturuyor. İncelemeler diğer borsa şirketlerini özellikle bankaları da kapsayacak şekilde yaygınlaşırsa sermaye piyasaları için olumsuz etkisi olur.” dedi. Shell&Turcas’tan bir yetkili denetimin 30 Temmuz’a kadar sürmesinin beklendiğini kaydetti. Shell’in de Tüpraş’ta yüzde 2 oranında hissesi bulunuyor. Maliye Bakanlığı’nın  yaptığı açıklamada, Vergi Denetim Kurulu tarafından, mahkeme kararına dayanarak bazı mükelleflerin kanuni merkezlerinde aramalı inceleme faaliyeti yürütüldüğü belirtildi; Vergi Usul Kanunu’na göre detaylı bilgi verilmesinin söz konusu olmadığı kaydedildi.

    Burgan Yatırım Tüpraş analisti Umut Öztürk, “Vergi tarafından ceza gelir mi? Asıl problem orası. Çünkü daha önce vergi tarafında ceza geldi. Sonuç gelene kadar hisseler volatil gider. Şu an korku satışları geliyor. Sonucu beklemek gerekiyor. Hisse ile görüşlerimizi ‘tut’ olarak koruyoruz.” dedi. Tüpraş’a daha önce de 2005-2009 hesap dönemleri için toplam 605 milyon TL’yi bulan vergi cezası gelmiş ve 2011 yılında yeniden yapılandırmadan faydalanarak yararlanmaya karar vermiş ve borcu 153 milyon TL’ye inmişti. Garanti Yatırım Analisti Onur Marşan ise “Nötr olması gerekirken, incelemeden bir sonuç çıkabilir diye piyasa hem Tüpraş’ı, hem Aygaz’ı, hem de Koç Holding’i satıyor.” diye konuştu.

    Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Vergi Denetim Kurulu yıllık 50 bin vergi incelemesi yapıyor. Gezi olayları ile vergi incelemeleri arasında kesinlikle bir ilişki yoktur.” dedi. Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı da akaryakıt denetimleri ile alakalı, “Sonuçta bir şey varsa onunla ilgili yaptırım uygulanır. Bunu bir şeyle bağlantılı görmek doğru değil.” diye konuştu. EPDK yetkilileri ise, incelemenin rutin denetim dışında bir işlem olduğunu belirtti.

İstanbul Reuters

http://www.zaman.com.tr/ekonomi_koctaki-inceleme-yatirimciyi-tedirgin-etti_2113945.html