rauf tamer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rauf tamer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2013 Pazartesi

G’azap


Suudi Avrupa’ya sorsan, Mısır’da iç savaş var.
Suudi Amerika’ya sorsan, Mısır’da silahlı çatışma var
.
Suudi Arabistan’a bir şey sormaya zaten lüzum kalmadı: Yallah tazyik
.

***
İç savaş dediğin, çatışma dediğin, silahlı iki güç arasında olur.
Bu öyle değil ki.
Sivil halk’ın silahı yok. Olsa da kullanmaya niyeti yok.
Ama ikiyüzlü batı, tıpkı darbe’ye darbe diyemediği gibi, katliam’a da katliam diyemiyor, çatışma diyor.
***
Hele BM denen İhtiyar Heyeti, çatışma üzerinden bildiri yayınlayıp taraflara itidalli olmalarını tavsiye etmektedir.
Tam Obama üslübu.
Dünya’nın ne kadar pişkin ve arsız olduğunu biliyorduk ama bu kadarına da pes doğrusu.
***
Biz niye uğraşıyoruz Allahaşkına?
Mısır’daki olayın bir darbe olduğunu Dünya Aptalları’na ispatlamaya mecbur muyuz? Darbeye darbe diyemeyen adamları biz mi terbiye edeceğiz?
Gitmeden evvel son konuşmasında ne söylemişti eski başkan Sarkozy:
- Bizde kediye kedi derler.
Bravo erkek.
Bizde de darbeye darbe derler.
Siz kısaca darb deseniz de olur. Hadi ama bu kadarına üşenmeyin.

6 Ağustos 2013 Salı

Asıl müebbet budur - Rauf Tamer

Kırık dökük…


Böyle günde ne yazılır?
Şu mahkumiyet kararlarına oh olsun diyen bir insanoğlu
var mı acaba? Yemin ediyorum ki vardır. Menderes’in idamına sevinenler yok muydu?
Birbirimizden nefret etmeye başladığımız günden beri, iki yakamız bir araya gelmedi.
***
Şairin neyleyim sarayı, neyleyim köşkü dediği gibi, istediğiniz kadar baraj, köprü, havaalanı, metro, tüp geçit yapın, mevzilenen kalabalıklar birbirine husumet beslediği sürece, hepsi burnumuzdan gelir.
Çünkü insanlar hep rövanş duygusuyla yaşamaya başlar.
Maçta da böyledir, parkta da böyledir, sanatta da böyledir.
İşin kötüsü, rövanşın da rövanşı vardır. Hatta rövanşın rövanşının rövanşı.
***
Meşhur 6-7 Eylül’de Rumları Beyoğlu’ndan kovduk da ne oldu? Bugün Beyoğlu’na kendimiz de çıkamıyoruz.
Kimin zaferi bu?
Kime karşı zafer?
Hiç.
Türkiye, kendisine bahşedilen nimetlerin farkında mı? Ortadoğu barut kokarken biz burada mis kokulu çiçekleri çiğniyor, fidanları kesiyor, zaten de ormanları yakıyoruz.
İnsan kıymeti ise, insan kalitesi’yle doğru orantılı olarak düşüyor, düşüyor.
***
Mahkeme kararlarından daha önemlisi, kararları nasıl karşıladığımızdır. Ondan da önemlisi, böyle bir davaya sebebiyet verdiğimizdir.
Ondan da daha önemlisi,
bu dava üzerinden sürdüreceğimiz kâbus dolu bir siyasi hayattır.

Asıl müebbet budur.

2 Temmuz 2013 Salı

"Günde kaç kare aldatılıyorum ben?" - Rauf Tamer

Bir kaygı da bu

Güvenmiyorsan barışamazsın.
PKK Türkiye’den çekiliyorum diye bizi kandırıp da ya çekilmiyorsa?.. Yahut ıskartalarını çekiyor da zinde kuvvetlerini burada bırakıyorsa?
İçime böyle bir kurt düştü mü yandım... Şüphelenmek istemiyorum.
***

Peki ya hükümet?
Demokratik adımları atıyorum diye bizi kandırıp da ya atmıyorsa? Ve atmayacaksa?
İçime böyle bir kurt düştü mü yine yandım. Aldatılmak istemiyorum.
Yok canım. Devletin ciddiyetine sığar mı aldatmak? Gönlünü ferah tut.
***

Nereden yüreğime düştü bu şüphe?
Düştü.
Ne zaman ki PKK?için yüzde 15’i çekildi dediler, o anda midem bulandı ama renk vermedim. Bir de üstüne BDP’nin sokak gösterileri başlayınca, eyvah dedim kandırıldım.
Yahu bu kadar aptal mıyım?
Öbür taraf da öyle.
Devlet veya Hükümet...
İstese bir çırpıda çıkaracağı yasaların niye ucunu gösterip de sonra saklıyor?Acaba bir bildiği mi var??Yoksa yine mi kandırılıyorum? Bu kadar mı aptalım?
Düşündükçe içim kararıyor. Çözüm Süreci böyle mi olacaktı? Gerçi provokasyonlara gayet açık ve müsait bir süreç olacağını biliyorduk ama Karakol onarımı’na insan niye karşı çıkar? Öcalan “kendisi için henüz bir şey istemediği” halde -?saate hiç bakmadan- Öcalan’a özgürlük diye birdenbire neden ortalara dökülür BDP...
Günde kaç kare aldatılıyorum ben? Yoksa evham mı bütün bunlar??Keşke öyle olsa, kâbus görmeye bile razıyım, yeter ki süreç adam gibi ve dürüstçe işlese...
Bize öyle öğrettiler ki Devlet, Babadır,?çocuğunu kandırmaz... Kürtler mert insanlardır, verdiği sözden geri dönmez.
İşte, yegâne güvencem budur... Çocukluğumda öğrendiklerim... Ne güzel şeylerdi onlar.

20 Haziran 2013 Perşembe

"Belediye Seçimleri, hükümeti etkilemez dediysek..." - Rauf Tamer

Zaman'ın Ruhu mu?

Duyuyor musunuz?
“Sabredin, 8 ay sonra sandıkta hesaplaşacağız” diyorlar.

Kulağa hoş geliyor ama 8 ay sonraki seçim, Belediye seçimi... Hükümeti etkilemez... E bu durumda 8 ay sonra kim kiminle hesaplaşacak? Hiç.

Öyleyse?..

Bir tırpan daha atmak lazım.

Ezberci kafa, hemen formül üretiyor:

- Yerel Seçimlerle beraber

Genel Seçimler de yapılmalı.

Olmaz. Yapılamaz.

Üçüncü dönemi dolan Başbakan’ın konumu buna mani.

Anlıyor musunuz?

Takvime hiç bakmaz mısınız?

Öyle biri şey söyleyin ki makul olsun.

Mesela deyin ki:

- Genel Seçimleri öne alıp Cumhurbaşkanlığı seçimiyle birleştirmeli.

Bu mümkün.

Lakin, dönüp dolaşıp laf aynı yere gelmeyecek mi? Hani şu meşhur tekerleme: “Demokrasi Seçimden ibaret değildir.”

E peki çare nedir?

Açık konuşalım: Tayyip?Erdoğan’dan kurtulmanın yolu nedir?

Duran Adam mıdır?

Gülen Adam mıdır?

Yoksa vurup kıran adam mıdır?

Cevap isterim.

Ama sallamak yok.

Bakın Özal’a...

21.8 puanla Çankaya’ya çıktı. Sistem müsaitti... Erdal Bey’in sayesinde oluşan kanun, meclis aritmetiğini ne hallere getirmişti.

Bugün Çankaya’ya çıkmak için 21.8 yetmez... En az yüzde 50+1 puan alacaksınız. Yani kolay iş değil.

Öyleyse seçimi önemsiz bir olaymış gibi algılamak yerine yetmez ama şarttır deyin ki bari kimse size gülmesin.

Pardon...

Belediye Seçimleri, hükümeti etkilemez dediysek, etkilediği tek örneği de burada hatırlatmalıyım.

Bir istisnaydı o.

11 Aralık 1977’deki yerel seçimde Ecevit’in partisi bütün belediyeleri sildi süpürdü.

Ve hükümet dayanamadı, yıkıldı.

Başka da örnek yok.


http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/23545161.asp