3 Ekim 2013 Perşembe

Ruhani Twitter'ın kurucusuna mesaj attı

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani açıklamaları ve icraatlarıyla dünyayı şaşırtmaya devam ediyor. Ruhani, Twitter'ın kurucusu Jack Dorsey'e bir tweet atarak, ülkesinde sosyal medyaya yakında özgürlük sağlayacağını söyledi.



İran'da eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın koltuğuna oturduktan sonra açıklamaları ve icraatlarıyla ülkesini uluslararası yaptırımlardan kurtarmaya çalışan İran'ın yeni Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ses getiren bir eyleme daha imza attı.
Jack Dorsey, kurucusu olduğu Twitter'dan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye bir mesaj gönderdi. Dorsey, Ruhani'ye Twitter üzerinden şu soruyu yöneltti: "İyi akşamlar, Başkan, İran halkı tweetlerinizi okuyabiliyor mu?"
İran Cumhurbaşkanı Ruhani, ülkesinin en çok eleştirildiği konulardan birinde diplomasi geleneğini bir tarafa bırakarak Jack Dorsey'e Twitter üzerinden cevap verdi. Ülkesinde çok yakında sosyal medyaya özgürlük tanıyacaklarını belirten Ruhani, Dorsey'ye şu tweeti attı: "İyi akşamlar, Jack. Christiane Amanpour'a belirttiğim gibi, vatandaşlarımın en temel hakkı olan küresel bilgiye rahatlıkla ulaşmalarını sağlamak için çaba sarfediyoruz."
İran Cumhurbaşkanı Ruhani'yi cevapladıran Jack Dorsey, "Teşekkür ederim. Gerçeğe dönüştürmek için nasıl faydamız dokunacağı konusunda lütfen bizi haberdar edin."
AHMEDİNEJAD YASAKLAMIŞTI 
İran'da şu anda Twitter ve Facebook gibi sosyal medya sitelerine erişim yasak. İran eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'a karşı yapılan gösterilerde sosyal medyanın gücünü gören, İran yönetimi sosyal medyayı yasaklamıştı.
Geçtiğimiz ay ortasında İran'a Facebook ve Twitter'a kısa süreli erişim sağlanmıştı. Tahran'dan yapılan açıklamada, söz konusu sitelere kısa süreli erişimin teknik bir arızadan kaynaklandığı belirtilmişti.

FT: Gül iktidar hırsı sinyalleri veriyor


Financial Times, iktidar hırsı sinyalleri veren bir cumhurbaşkanından bahsediyor: Abdullah Gül.
Gazeteye göre dün TBMM'nin yeni yasama yılının açılışında yaptığı konuşmasında Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan'a alternatif bir siyasi yaklaşım sergilediği izlenimi uyandırdı.

Financial Times, dün Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı sıfatıyla meclisi son kez açtığını hatırlatıyor.
Daniel Dombey'in İstanbul'dan kaleme aldığı makalede, Gül'ün konuşmasının sonlarında ''Milletimizin hizmetinde olmaya devam edeceğim'' şeklindeki sözlerinin ileriye dönük siyasi planları olabileceğine işaret ettiği belirtiliyor.
Gazete, Türk toplumunun kutuplaşmasına karşı uyarıda bulunan, Gezi eylemlerinde ölen protestocuları anan ve özgür bir medyanın önemine vurgu yapan Abdullah Gül'ün konuşmasının yaygın biçimde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a verilmiş bir cevap olarak görüldüğünü yazıyor.
Makale, Gül'ün muhtemelen Başbakan'ın giderek otoriter bir hal aldığı ve basını susturduğu eleştirilerine gönderme yaparak demokrasinin vazgeçilmez unsurları olarak güçler ayrılığı, basın özgürlüğü ve etkili bir muhalefetin gereğini vurguladığını ifade ediyor.

'Gül daha uzlaşmacı'

Başbakan Erdoğan'ın Gezi protestoları esnasında saldırganca bir üslup sergilediğini düşünen Financial Times, Abdullah Gül'ün ise olaylara ''biz ve onlar'' ayrışmasıyla bakılmamasını telkin eden ve Türk dış politikasının ağırlık merkezinin Avrupa Birliği olduğuna vurgu yapan, daha uzlaşmacı bir görünüm çizdiğini yazıyor.
Erdoğan ve Gül arasındaki bu ''tezat'', Financial Times'a göre, ''gelecek yıl yapılacak ilk doğrudan cumhurbaşkanı seçimi öncesinde belirsiz bir iktidar değişimine doğru ilerleyen Türkiye'de özellikle önem kazanıyor.''
Makale şöyle devam ediyor: "Gül'e yakın kaynaklar, siyasi geleceği konusunda kendisinin henüz bir karar vermediğini söylüyor; fakat geçmişte Gül'ün başbakan olarak görev yapmayı düşünebileceği ifade ediliyordu."
Gazeteci Sedat Ergin'in görüşü aktaran Financial Times, ''Gelecek yıl bu sıralarda kimin cumhurbaşkanı ya da başbakan olacağını bilmiyoruz. Bu da Gül'ün konuşmasını özellikle önemli kılıyor.'' diye yazıyor.

Putin-Medvedev farkı

Erdoğan'ın gözünün cumhurbaşkanlığında olduğunu belirten Financial Times, Abdullah Gül'ün yakın çevresinden kişilerin henüz siyasi geleceğine ilişkin bir karar vermediğini söylediklerini, ancak geçmişte Gül'ün başbakanlığı düşünebileceği görüşünün dile getirildiğini bildiriyor.
Financial Times, eğer Gül ve Erdoğan ikilisi gelecek yıl koltuklarını değiştirmiş olurlarsa, bunun Rusya'da Medvedev ve Putin arasındaki ilişkiye benzemeyeceğini vurguluyor.
Gazete, bu ikilide her zaman için Putin'in tartışmasız daha üstte yer aldığını, buna karşılık Erdoğan ve Gül'ün ise Türk kamuoyunda eşit bir popülerliğe sahip olduklarını düşünüyor.
Financial Times, AK Parti'nin iki kurucusu arasında bir sürtüşme doğmasına ihtimal verilmese de, Cumhurbaşkanı Gül'ün Başbakan'dan ayrı düşündüğü konuları açıkça belli ettiğini ve dünkü Meclis konuşmasınında bu farklılığın vardığı son nokta olduğunu yazıyor.

'Çin'i seçtik çünkü...'


ABD ve NATO’nun tepkisine Bakan Yılmaz VATAN aracılığıyla yanıt verdi: “Biz ortak üretim ve teknoloji transferi istiyoruz. Diğer ülkeler bunu bize sağlıyor mu? Sağlamıyorsa biz de sağlayandan alacağız”

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Türkiye’nin uzun menzilli bölge hava ve füze savunma sistemi ihalesini Çin Halk Cumhuriyeti’nden CPMIEC firmasına vermesinin ardından ABD ve NATO’dan gelen tepkileri yanıt verdi.

En ucuz teklif

Bakan Yılmaz, ihaleyle ilgili ilk açıklamasını yaptı. Meclis’te konuyla ilgili VATAN’ın sorusunu yanıtlayan Bakan Yılmaz, “Biz ortak üretim ve teknoloji transferi istiyoruz. Diğer ülkeler bunu bize sağlıyor mu? Sağlamıyorsa biz de sağlayandan alacağız” dedi. Yılmaz, Çinli firmanın üreteceği sistemin NATO havunma sistemiyle uyumlu olmayacağı yönündeki iddialara ise “Bu konuda hiçbir sorun yok” karşılığını verdi. Yılmaz, Çinli firmanın ihalede en ucuz telifi verdiğini sözlerine ekledi.

NATO ve ABD’nin tepkisi

Başbakan Erdoğan başkanlığında geçen hafta toplanan Savunma Sanayii İcra Komitesi, Rusya, ABD, Çin ve Fransa-İtalya ortaklığının yoğun kulis faaliyetlerine giriştiği, merakla beklenen 4 milyar dolarlık uzun menzilli füze projesi ihalesini Çin’e vermişti. İhale kapsamında füze ve sistemlerinin, Çinli CPMIEC kuruluşu ile Türkiye’de ortak üretilmesi amacıyla sözleşme görüşmelerine başlanmasına karar verildi. Bu kararın alınmasının ardından ise ABD ve NATO’dan Türkiye’ye tepki gelmişti. CPMIEC, “nükleer silahların yaygınlaştırılması anlaşmalarını” ihlal ettiği gerekçesiyle Şubat 2013’ten itibaren ABD’nin yaptırım uygulanan şirketler listesinde bulunuyor. Bu nedenle ihalenin Çinli firmaya verilmesi ABD’nin tepkisine neden oldu. NATO ise yapılması hedeflenen ortak hava savunma sisteminin ittifakın sistemiyle uyumlu olmadığı gerekçesiyle Türkiye’ye tepki gösterdi.

Görüşmeler sürecek

ABD Büyükelçisi Ricciardone de, “Umarım NATO’ya uyumlu bir füze savunma sistemi seçersiniz” yorumunda bulunurken, NATO’daki yetkililer Ankara’ya, Türkiye’nin Çin’le yapmayı hedeflediği ortak hava savunma sisteminin teknik açıdan ittifakın hava savunma sistemiyle uyum teşkil etmesinin mümkün olmadığını dile getirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü ise “Türk Hükümeti’nin ABD’nin yaptırım uyguladığı bir şirketle, NATO sisteminde ya da kolektif savunma kapasitesi içinde kullanılamayacak bir füze savunma sistemi için görüşmeler sürdürmesiyle ilgili ciddi endişelerimizi ilettik. Bu konudaki görüşmelerimiz sürecek” dedi.

Radara yakalanmıyor

Savunma çevrelerinde, NATO üyesi Türkiye’nin Amerikan Raytheon Co şirketinin ürettiği Patriot füzelerini ya da Fransız-İtalyan ortak yapımı Eurosam SAMP/T sistemini tercih etmesini bekliyordu. İhalede Rusya da yarışıyordu. Ancak Çinli firmanın 4 milyar dolara mal olması beklenen sistem için 3 milyar doların altında teklif vermesi ve Türkiye ile ortak yapım teklif etmesinin ardından ihale için CPMIEC’in ürettiği FD-2000 sistemi tercih edildi. Çin Halk Cumhuriyeti’nin CPMIEC firması tarafından üretilen FD-2000 füze savunma sistemi 20 bin metre irtifa ve 100 kilometre menzile sahip. Radara yakalanmama özelliği bulunan füzeleri dahi tespit edebilen sistem, ikili ve altılı bataryalar halinde konuşlandırılıyor.


http://haber.gazetevatan.com/Haber/573276/1/Gundem