19 Ağustos 2013 Pazartesi

Dünya bu diktatöre gülüyor


Mısır'da bir gazetenin "güçlü Sisi" portresi ortaya koymak için yaptığı propaganda çalışması dünyada alay konusu oldu. Gazetenin "Mısır Sisi'dir" sloganı, sosyal medyada "Curb your Sisiasm" (İçinizdeki Sisi'yi gemleyin) sloganına dönüştü.


Mısır'da 3 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi deviren Genelkurmay Başkanı Abdülfettah El Sisi, darbe karşıtlarının direnişini kırmak için sokakta katliam yapıyor. Sisi ise, iktidarını sağlamlaştırmak için ülkesindeki medyayı kullanıyor.
Mısır'da yayımlanan "Sout Al Ummah" gazetesi, Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı Abdülfettah El Sisi'nin halk arasındaki imajını düzeltmek için ilginç bir yönteme başvurdu.
Gazete "Mısır Sisi'dir" sloganıyla birinci sayfasında yayımladığı Genelkurmay Başkanı Abdülfettah el Sisi fotoğraflarıyla, "asker Sisi, işadamı Sisi, doktor Sisi, memur Sisi, vatandaş Sisi..." vurgusu yaptı.
"Sout Al Ummah" gazetesinin amatör propaganda çalışması, dünya çapında sosyal paylaşım sitelerinde ise alay konusu oldu.
Sosyal paylaşım sitesi Twitter'da gazetenin yayımladığı Sisi fotoğrafları, ABD dizisi "Curb Your Enthusiasm" dizisindeki "Larry David" karakterine benzetildi.
Dizinin afişi ile Sisi'nin fotoğrafları yan yana yayınlanarak, altına alaycı mesajlar yazıldı. Gazete, güçlü bir Sisi portresi ortaya koymaya çalışırken, dizideki "Larry David" karakteriyle tam bir zıtlık oluşturuyor.
"Curb Your Enthusiasm" dizisindeki "Larry David" karakteri dizide kadın kılığına da giriyor.

CIA, 1953 İran darbesini organize ettiğini kabul etti! - Aydoğan Vatandaş




Linç ve banallik - Orhan Kemal Cengiz


Bir dostumun yıllar önce söylediği ve fakat işte tam da yıllar önce söylediği için çöpe giden, fevkalade önemli bir sözü vardır: “Ben eleştiriye açığım, ama beni eleştirenlerin de dayağa açık olmaları gerekir!” Bu fevkalade önemli söz, bizim gençlik yıllarımızın kadir bilmez hayhayı içinde çöpe gitmişti. Halbuki dostum bu tür kıymetli sözlerini bu günler için saklasaymış, ne bileyim bir politik danışman falan olabilirmiş. Şu anda, eleştiriye duydukları alerjiyi bir türlü veciz şekilde ifade edemeyen bazı hükümet taraftarlarının imdadına yetişebilirmiş. Ama olmadı işte, tipik bir tutunamayan tavrıyla elinde ne kıymetli fikir varsa hepsini heba etti bu dostum. 

Beni son günlerde aldığım sayısız hakaret ve tehdit mesajının üzdüğünü zanneden arkadaşlarım fevkalade büyük bir yanılgı içindeler. Ben aldığım mesajlarda yukarıdaki gibi bir zekâ ve incelik görememekten dolayı kahroluyorum sadece. Mesela Twitter’daki titrinde ‘Başbakanlık sosyal medya danışmanı’ yazan birisi, “Seni egolarından öperim Orhanım” diye bir mesaj atınca ben Başbakanlık’ın sosyal medya ağının böyle bir zekâ ve çapa emanet edilme ihtimalinden dehşete düşüyorum. Gerçeklik duygum zorlanıyor. Bu hesap sahtedir herhalde diye düşünürken bir bakıyorum ki bu beyefendinin on binlerce takipçisi var. Yine, “Bu kadar takipçi de bir şey göstermez ki” diye kendimi avuturken bir bakıyorum ki Başbakan’ın o kanal senin bu kanal benim dolaşan bir danışmanı bu ‘sosyal medyacının’ bir mesajını retweet’lemiş

Sonra bir bakıyorum, AK Partili bir milletvekili yüz binlerce takipçisine “Orhan Kemal Cengiz denen provokatörü tanıyın” diye bir mesaj atmış. İnsan, tam da yapmakta olduğu şeyle bir başkasını suçlayan, bu kadar idraktan uzak birisinin milletvekili ve tanınmış bir politikacı olduğu bir ülkede yaşamaktan hicap duyuyor. Samimi olarak üzüldüğüm şey budur. Şimdi bu yazımdan da bir şeyler cımbızlayacağınızı biliyorum ama lütfen biraz zekâ ve espri katın bu yaptığınız işlere. Bizi, sizlerin mesajlarınızı işaret fişeği kabul edip, küfür ve hakaretleri üzerimize bocalayan taraftarlarınız üzmüyor; zekâ, idrak ve incelik yoksunu düşünce yapınız kahrediyor. 

Bu banal saldırıların sadece beni hedef aldığını zannederseniz yanılırsınız. Geçen gün mesela, Cengiz Çandar’ın yazısından Mısır’daki katliama ‘temizlik’ dediği ve dolayısıyla katliamı onayladığı sonucunu çıkardılar. Hemen arkasından da bir linç başladı sosyal medyada. Mekanizma şöyle işliyor: Bir kişi yazınızın başlığını ya da içinden bir cümleyi alıp bağlamından tamamen kopararak öfkeli kalabalıkların önüne atıveriyor ve hemen linç başlıyor orada. Hayatta bir tane bile yazınızı okumamış insanlardan sağanak gibi mesaj gelmeye başlıyor. 

Hükümeti eleştiren yazılar yazan hangi arkadaşımla konuşsam benzeri bir linç mekanizmasıyla karşı karşıya olduklarını görüyorum. Hakaret ve tehditler, ne oldukları belli olmayan insanlardan gelebildiği gibi, ‘AK Parti...’ titrini kullanan birilerinden de gelebiliyor. Belli ki bu işler bir yerlerde örgütleniyor. Hedefler seçiliyor. 

‘Hain’, ‘ajan’, ‘provokatör’ en çok kullanılan sıfatlar arasında. Bazı web sitelerinde bir yazınızla ilgili bir ‘haber’ çıkıyor ilk önce, arkadan sosyal medyada linç başlıyor. Bütün bunlar bende bir deja vu etkisi yaratıyor. Aynı linç metotları 2008’den önce Ergenekoncular tarafından kullanılıyordu. Aynı kavramlar, aynı metotlar, aynı cadı avı... Muktedirin kafası hiç değişmiyor bu ülkede, hep aynı şekilde tehdit ediyor, ötekileştiriyor. Hep aynı banallik... Ve insanı asıl olarak da bu banallik kahrediyor.


http://www.radikal.com.tr/yazarlar/orhan_kemal_cengiz/linc_ve_banallik-1146751